8 Mart 2009 Pazar

'Biz kalıyoruz YÖK gitsin'




600 araştırma görevlisi, akademisyen, ve sendika yöneticisi dün (5 Mart 2009) öğleden sonra İstanbul Üniversitesi'nde (İÜ) buluşarak doktora öğrencilerini üniversite dışına atan uygulamaya karşı direnişe geçti.

Yüksek Öğretim Kanunu'nun 50/d maddesinin doktora öğrencilerinin asistan olarak çalışmalarını önleyecek şekilde uygulamasına karşı bir panelle başlayan eylem yürüyüşle sürdü.



"Biz kalıyoruz YÖK gitsin"

İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi önünde "Biz kalıyoruz YÖK Gitsin" pankartı açan direnişçiler adına basın açıklamasını İÜ Araştırma Görevlileri Temsilciler Kurulu adına Cemil Ozansü okudu. Ozansü YÖK'ün, doktorasını bitiren araştırma görevlilerinin üniversiteyle ilişiklerini kesen uygulamasına son vermesini istedi.

Ana kapıya kadar meşalelerle slogan atarak yürüyen topluluğa dışarıda Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç-Sen) ve Üniversite Konseyi Derneği (ÜKD) Ahali, Sabah-atv'nin grevdeki çalışanları da katıldı ve yürüyüşçülerin sayısı bine yükseldi.

ÜKD temsilcisi Çiçek Çavdar, "iş güvencesi elinden alınan akademisyenlerin bilimsel bağımsızlığını da kaybettiğini", siyasi çıkarlar doğrultusunda açılan altyapıdan yoksun üniversitelerde esnek istihdama zorlandığını söyledi.

Herşey AKP kadrolaşması için

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyeleri ve Tüm Öğretim Elemanları Derneği İstanbul Şubesi adına Serap Kurca da şöyle dedi:

"Araştırma görevlilerinin daha uzun sürede yenilenen kadrolar olan 33 a'ya atanmaları yasal olmayan şekilde YÖK tarafından engelleniyor. Oysa şu an için de 50 d kadrolarının 33 a'ya dönüştürülmesinin önünde hukuki engel yok. Tek engel AKP'nin ve onun iç organı olan YÖK'ün merkezi yerleştirme adı altındaki kadrolaşma istekleri."

Grevdeki Sabah-atv çaılşanlarından Çilem Dalgıç neden Beyazıt'ta olduğunu bianet'e anlattı:

"Buradaki kalabalık eylem Türkiye demokrasisinin nereye gittiğini gösteriyor. Sırayla bütün iş kollarında krizin ya da başka bir bahanenin faturasını bizler ödüyoruz. Neden mesela sermaye sahipleri yerine biz? Ama bizler de her türlü zorluğa karşı örgütleniyoruz. Asistanlar da basın emekçileri de. Biz işten atılıp 10 kişi greve çıktık. İnsanlar sanıyor ki parasız kaldığımız için, oysaki toplu sözleşme istiyoruz. Haberlerimizi korkmadan özgürce yapabilmenin bir koşulu da toplu sözleşmedir."

Eylem düzenleyicilerinden bir asistan eyleme çok çeşitli siyasi çevrelerden katılımın olmasının sevindirici olduğunu, farklı ideolojik görüşleri savunan insanların aynı platformda özlük hakları için yan yana yürümelerinin taleplerine ulaşmada süreci hızlandırdığını söyledi.

Açıklamaların ardından kalabalık Fen Fakültesine yürüdü. Buradaki anfide 50 d'ye karşı mücadele eden asistanlarla ilgili film gösterimiyle başlayan program tiyatro, şiir ve müzik gösterileriyle sürdü.

Asistanlar akademik faaliyetlerini sabah sekize kadar sürdürerek "Biz kalıyoruz, YÖK gitsin" dediler.

(Emine ÖZCAN-Bawer ÇAKIR (bianet); Fotoğraf: anti50d.com)

Kuzey Kampus'te Asistan Eylemi: "Piyasaya Teslim Olmayacağız!"



5 Mart 2009 günü saat 14:00'de BÜ Kuzey Kampus önünde toplanan Boğaziçi Üniversitesi araştırma görevlileri "Piyasaya Teslim Olmayacağız!" dediler. Öğretim üyeleri, idari çalışanlar ve öğrencilerin de desteklendiğ, yaklaşık 50 kişinin katıldığı eylemde BÜ Araştırma Görevlileri Kurulu ilan edildi.

Kurul adına konuşan Yasin Kaya iş güvencesi olmaksızın akademik özerklikten, özgür bilimden söz edilemeyeceğini savunduklarını belirterek şöyle konuştu:

"Boğaziçi asistanları olarak hiçbirimizin iş güvencesi yok. Araştırma görevlilerini burslu öğrenci statüsüne indirgeyen 2547 sayılı kanunun 50d namlı maddesiyle istihdam ediliyoruz. Bu maddeyle, akademik özgürlükten söz etmenin bile güç olduğu ülkemizde, her yıl uzatılıp uzatılmayacağı kesin olmayan bir sözleşme ile istihdam edilmekteyiz.
Hiçbirimizin belirli bir iş tanımı yok. Yükseköğretim kanunun ilgili maddesi de buna zemin hazırlıyor. Çalışma yaşantımız amirlerimizin; kendi fikirlerimizi ifade etmek, eleştirel tutum almak, özgürce bilim üretebilmek hocalarımızın iyi niyetine bağlı."

Üniversiteleri ticarethanelere dönüştürmek isteyenlerin önünde duracaklarını belirten Kaya konuşmasına şu şekilde devam etti: "Otoriter kurumlarıyla üniversitelerimizi piyasalaştırmak isteyenler gözlerini bizlere, kamu çalışanı olan araştırma görevlilerine de diktiler. Bizler maaşları Türkiye vatandaşlarının vergileriyle ödenen genç bilim insanlarıyız. Piyasanın değil bilimin hizmetindeyiz. Üniversitelerimizi ticarethanelere, öğrencileri müşterilere ve bizleri bakkal çıraklarına dönüştürmek isteyenlere müsade etmeyeceğiz. Piyasaya teslim olmayacağız!"

Eylemde "Yaşasın asistan dayanışması", "Yılgınlık yok, direniş var", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz", "Ferman YÖK'ün üniversiteler bizimdir", "Her yer Beyazıt, Her Yer Direniş", "Gemileri yaktık, geri dönüş yok", "Direne direne kazanacağız" sloganları atıldı.

Öğrencilerin de söz alıp araştırma görevlilerine destek verdikleri eylemin ardından araştırma görevlileri İÜ Merkez Kampus'undeki eyleme katılmak üzere yola çıktılar.

(50-d.blogspot.com)

3 Mart 2009 Salı

5 Mart'ta Beyazıt'tayız! Piyasaya Teslim Olmayacağız!

Sevgili Boğaziçi Üniversitesi Araştırma Görevlileri,

Araştırma Görevlilerinin iş güvencesi olur mu? Bu soruyu ilk duyduğumuzda kaçımız “hayır” cevabını vermiyoruz? Bize göre “asistanlık” hayatımızın kısa bir süresini kapsayan, lisansüstü eğitimimizi sürdürürken gelir sağlayan bir iş; “ne iş olursa yaparım” diyerek yaptığımız “sekreterlik”, “ara elemanlık”; hocalarımız tarafından verilen bir ödül; bulunmaz bir nimet... Yoksa değil mi?

İşgüvencesi çalıştığımız bölümlere “çöreklenmenin” diğer adı mı; iş verimliliğini, akademik özgürlüğü, akademik özerkliği baltalayan bir durum mu?

Kaçımız hangi kanunla istihdam edildiğimizi biliyoruz? Bize göre devlet memuru yani kamu emekçisi olmak ne ifade ediyor? 50D nedir, 33A nedir?

Türkiye halkının vergileriyle maaşlarımız ödeniyor, bilim insanı, aydın olmak üzere eğitiliyor, kendimizi eğitiyoruz. Peki yukarıda sorduğumuz soruların kaçına hakkıyla cevap verebiliyoruz? Kendi çalıştırılma biçimlerinden haberdar olmayanlar, üniversitelerin geçirdiği dönüşümden bihaber olanlar, bilim insanı, aydın olabilir mi?

Bolonya süreciyle üniversite sistemi parçalanıyor. Geleceğimiz piyasanın insiyatifine bırakılıyor. Hangimiz gelecek planı yapabiliyoruz? Rekabet üstüne rekabette, ayağımız kayacak, düşeceğiz diye hangimiz korkmuyoruz?

Sorular üzerimize yığılırken diğer üniversitelerdeki araştırma görevlileri örgütleniyorlar; geleceklerini, ülkemizin geleceğini sahipleniyorlar. Bu Perşembe gecesi de birçok kamu üniversitesinden araştırma görevlileri yasal haklarını kullanıp, bilimsel çalışmalarına kampüslerinde devam edecekler, BEYAZIT KAMPUSUNU TERK ETMEYECEKLER.

Biz Boğaziçi Üniversitesi’nden araştırma görevlileri de kendi pankartımızla yanlarında olacağız. Araştırma görevlilerinin sorunlarını tartışacağız, kampüsümüzde yaşadığımız belki de sadece bizim sorunumuz olmadığını göreceğimiz sorunlarımızı onlarla paylaşacağız. SİZ DE VAR MISINIZ?

Yukarıda sorduğumuz sorulara cevap aramak icin ve Perşembe asistan arkadaslarımıza nasıl destek olabileceğimizi konusmak icin buluşuyoruz.

Kuzey Yemekhane’nin yanındaki Eğitim-Sen odasında Çarşamba günü saat 12’de bulusacagiz. SİZ DE ORADA OLACAK MISINIZ?

Koordinasyon:
Ar. Gor. Gokce Güvercin Egitim Fakültesi, Dahili 6474
Ar. Gör. Kazım Çamlıbel, Fizik, Dahili 6604
Ar. Gor. Onur Seçkin, Eğitim Fakültesi, Dahili 6833
Ar. Gor. Yasin Kaya, Siyaset Bilimi ve Uluslararası Ilıskıler, Dahili: 6805
Ar. Gor Soner Şimsek, Egitim Fakultesi, Dahili 6833